ADD DENİZLİ BAŞKANLIĞI BASIN AÇIKLAMASI

ADD DENİZLİ BAŞKANLIĞI BASIN AÇIKLAMASI haberinin gerçek görüntüsü.

Yazdır

2018-01-03 23:32

                                                                        BASINA VE KAMUOYUNA

 

         Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yokluk ve yoksulluğa rağmen Emperyalizme karşı kazanılan Kurtuluş Savaşı sonunda  kurulan Türkiye Cumhuriyeti;  bir dizi devrimler ve bilimin ışığındaki olağanüstü  çabalarla çağdaş, laik bir devlet kimliğine kavuşmuştur.

Lozan ile tam bağımsız bir ülke olarak dünyanın tanıdığı genç Türkiye Cumhuriyeti; çağdaşlaşma ve tam bağımsızlık yolunda kısa sürede  büyük mesafeler kat etmiştir.

 

       Önderimiz Atatürk sayesinde Şeri ve örfi  Hukuk  kuralları yanında her inancın, her  etnik grubun ayrı ayrı hukuk kurallarına sahip olduğu bir çoklu hukuk sisteminden sonra;  Türk toplumu Çağdaş hukuk kuralları ve laiklik ilkesi sayesine çağdaş dünyaya merhaba demiştir. Türk kadını birçok ülkeye göre çağdaşlığın gerektirdiği sosyal ve siyasal haklara sahip olarak ülke kalkınmasında erkeğin yanında yer almıştır.

      Çağdaş, laik ve bilimsel eğitimden, demokratik yaşama kadar her alanda mazlum milletlerin ve hatta birçok Avrupa ülkesinin bile imrenerek baktığı Türkiye Cumhuriyeti bugün ne yazık ki; kuruluş ilkelerine aykırı bir şekilde hızla bir din devleti olma yolundadır.

 

     Devlet kademesinde yer alan bazı yetkililer bugün  iktidar gücüne dayanarak her türlü fetva ve demeçle kadın haklarına karşı tutumlarını sürdürmektedir.  Kadına karşı  çağdışı açıklamalardan cesaret alan gerici zihniyet sayesinde,  gün hatta saat  geçmiyor ki bir kadın cinayeti görülmesin, tecavüz ve çocuk istismarı olmasın.

 

      3 Mart 1924 tarihinde Şeriye ve Evkaf Vekaleti’ni kaldırarak  Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kuran Türkiye Cumhuriyeti  laikleşme  yolunda çok önemli bir adım atmıştır.

Anayasamıza göre; "Genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı, laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasî görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç  edinerek  yasada  gösterilen görevleri yerine getirir."

 

      Bugün ne yazık ki Diyanet İşleri’nin,  amacının dışına çıkıp, toplumu ayrıştıran, kutuplaştıran fetvalar veren, gerici amaçlara hizmet eden bir kurum haline geldiğini görmekteyiz.

Daha önce de babası öz kızına şehvet duyabilir, yönünde sapkın bir fetva yayınlayanlar,  sistematik şekilde birçok konuda yaptığı açıklamalarla, şeriat devletinde yer alabilecek uygulamaların önünü açmaya çalışmaktadır.

 

   Diyanet İşleri Başkanlığı’nın web sitesindeki "Dini Terimler Sözlüğü” adlı yayında “bulûğ” tanımlarken, kızların 9, erkeklerinse 12 yaşına basmaları halinde bulûğa erdikleri açıklanmıştır.

Aynı web sitesinde, İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir denilmektedir.

'Bulûğ' ve 'nikâh' kelimelerine ilişkin bu açıklamalardan, çocukların erken yaşta evlenebileceği sonucu çıkmaktadır. Bu da dünyada 3. olduğumuz çocuk gelinleri özendirmekle birlikte;  çocuk istismar ve tecavüzlerine meşruiyet kazandırma, hoşgörü ile bakma anlamına gelmektedir.

 

        Atatürk sayesinde ekonomik, siyasi ve sosyal haklarını elde etmiş ve yine onun ışığı ile aydınlanmış Türk kadınları olarak bizler; laik ve çağdaş bir ülkede görülemeyecek bu tür açıklamalar ve uygulamaları şiddetle kınıyoruz.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na laik bir ülkede yaşadığımızı hatırlatıyor ve yasalarda belirtilen ilkeler doğrultusunda çalışmaya davet ediyor; çocuğu çocuk olarak görmeyen gerici zihniyetle mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. 03.01.2017

 

GÜLÇİN SEYHAN

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

DENİZLİ ŞUBESİ BAŞKAN YARDIMCISI ve

Sosyal ve kültürel etkinlikler komisyonu sorumlusu